Belki de aşk, nefretle sevgi arasındaki o ince çizgidir.. Biz o çizgi de bir sağa bir sola yalpalanıyoruz. Bazen öyle kavgalar ediyoruz ki iki düşmanın birbirine söylemeyeceği sözleri söylüyoruz birbirimize. Bazen öyle seviyoruz ki aşkın hakkını verdik diyoruz gözlerimizle. Birbirimize itiraf edemeden yaşadığımız bir belirsizliğin içinde sürükleniyoruz gizlice. Düşünsenize; sana güvenmiyorum diyen bir adam ne kadar sevebilir ki? Ne kadar koyabilir seni gelecek düşlerinin içine? O bana güvensizliğiyle ben gerçekten seviyor mu sorularım, ne zaman gider bekleyişimle savrulup gidiyoruz bir bilinmezlikten diğerine.
mirabilis jalapa
Kısa bir mesafeydi. Bitirene kadar yerde 4 farklı maske ile karşılaştım. Oğlum siz hayvan mısınız lan? Tamam sinirlenmeden; Bu rotayı cumartesi geceleri saat gece yarısına vururken yürümek. Belli bir yere kadar geçtiğin ıssız sokaklar, etraftaki apartman dairelerinden gelen kahkahalarla inliyor. Sokak lambasının dans ettirdiği gölgen seslerin nerden geldiğini bulmaya çalışır gibi. Bir çok ışık açık, perdeler de. Bir çift insan yüksek apartmanların yüksek katlarından açık bir pencere önünde sohbet ediyor. Bir yerden bir kahkaha daha yükseliyor. Köşeyi dönerken bir çift ve bir köpek. Bir müzik sesi geliyor işlek olan bu sokakta. Tekel açık hala. Müzik şimdi daha işitilir halde. O göz doyuran kocaman rezidanslardan biri. Bir roman havası çalıyor, alkollü bir ses eşlik ediyor. Sağından gelen bu sese gülümsemeden geçemezken bir kıvrım daha geçip sokağın daha da kalabalıklaştığını görüyorsun. ...

Yorumlar
Yorum Gönder