Kısa bir mesafeydi. Bitirene kadar yerde 4 farklı maske ile karşılaştım. Oğlum siz hayvan mısınız lan? Tamam sinirlenmeden; Bu rotayı cumartesi geceleri saat gece yarısına vururken yürümek. Belli bir yere kadar geçtiğin ıssız sokaklar, etraftaki apartman dairelerinden gelen kahkahalarla inliyor. Sokak lambasının dans ettirdiği gölgen seslerin nerden geldiğini bulmaya çalışır gibi. Bir çok ışık açık, perdeler de. Bir çift insan yüksek apartmanların yüksek katlarından açık bir pencere önünde sohbet ediyor. Bir yerden bir kahkaha daha yükseliyor. Köşeyi dönerken bir çift ve bir köpek. Bir müzik sesi geliyor işlek olan bu sokakta. Tekel açık hala. Müzik şimdi daha işitilir halde. O göz doyuran kocaman rezidanslardan biri. Bir roman havası çalıyor, alkollü bir ses eşlik ediyor. Sağından gelen bu sese gülümsemeden geçemezken bir kıvrım daha geçip sokağın daha da kalabalıklaştığını görüyorsun. ...
Köşeyi döndüm, yokuşu çıkıyorum. Elimde alışveriş poşetleri, alnımda sıcağa isyan eden ter damlacıkları. Sağımdaki avludan gelen bir sese dönüyor kafam ''ınnn ateşşşş, ınnnn ateşşş'' diye tekrarlıyor minik iki dudak arasında çıkan ses. Bir çocuk üç tekerlekli bir bisikletin üstünde. Karşısındaki boş bisikletle savaşıyor.(Aynısından benimde vardı. Konfeksiyon işinin bütün yılgınlığını bilen annemin hediyesiydi.) Yıkıyordu yumurcak karşısındaki bisikleti, ''kazandımmm'' nidaları yükseliyordu ardımda bıraktığım avluda. Ah işte öğlen topunu kaçırdığı yerden alıp geri çıkamayan gözlüklü çocuk geçiyor önümden. Yine sağımda bir arkadaş grubu ufacık boylarıyla kocaman planlar yapıyordu o an. -Okul 14 eylül de açılıyor olum. -Tamam işte lan 13'te yaparız. ... Sonrası yok. Çünkü gözüm kulağım balkondaki minik mankende. Adeta minyatür bir bebek gibi. Annesi örmüş saçlarını iki yandan, uçları dağınık ve papatyalar var meliklerin ucunda. Yanakl...
Üç kız birlikte yaşıyoruz. Birimiz 22 diğer ikimiz yaşlarında. Bırakın evin kapısını odalarımızın kapısını bile kitleyerek uyuyoruz. Korkuyoruz evet çünkü Türkiye'de yaşıyoruz. Korkuyoruz çünkü Türkiye'de kadın olmak bunu gerektiriyor. Otobüsten inip eve gelene kadar koşar adımlarla geçiyoruz ıssız sokakları. Anahtarı otobüste çıkarıyoruz ki kapının önünde zaman kaybetmeyelim. Gözleriyle bile taciz etmeyi becerebilen o şeref yoksunları ile karşılaşmayalım. Bugünlerde yaşıtımız olan bir canın acısıyla suskun olmamız gerekirken bu acıyla açıldı dillerimiz. Ölüm cesareti getirdi, herkes başına gelenleri dillendirdi. Yaşadıklarımızdan daha beterini mi görmemiz gerekiyor yaşadıklarımızı anlatabilmemiz için. Neden cesur olamıyoruz? Bunları görmek mi gerekiyor konuşmak için. Susmasak? Hepimiz konuşsak mini etek giydiğimiz için suçlu taraf olacağımızı bilsek bile konuşsak, böylesi şeref yoksunlarının varlığını duyursak. Öfke dolu olduğumdan mı yoksa söy...
Yorumlar
Yorum Gönder